Peki biz tam olarak Ne zaman böyle bir toplum haline geldik?
Şiddeti önlemek için ne yapmak gerekir ?
Bu sorunun öcelikli cevabı çocuğun aile içi eğitiminin doğru şekilde verilmesidir. Kendisine sadece kendisi olduğu için kıymet veren çocuklar yetiştirmeliyiz; Doğaya, hayvanlara, insanlara kıymet veren çocuklar.
Tüm istatistiklerden çıkan sonuç şudur ki; Toplumsal cinsiyet eşitliği öncelikle ailede başlamaktadır. Erkek çocuğu erkekliğiyle övülerek büyütülürken , kız çocuğu ise cinsiyeti nedeniyle kısıtlanarak büyütülür ise her iki taraf arasında zımni bir “Hükmetme ve boyun eğme” anlaşması alır başını gider.
Şiddet denildiğinde sadece fiziksel şiddetin anlaşılması başlı başına bir problemdir. Bir kadının şiddet görüyor olması illa fiziksel olarak darp edilmesi anlamına gelmemektedir.
Şiddet ; Ekonomik şiddet , sosyal şiddet yada psikolojik şiddet şeklinde de tezahür edebilir . Önemli olan şiddetin her türünden kaçınmak ve yasal haklara başvurmaktan kaçınmamaktır.Bu konuyla ilgili Kanunlara bakacak olursak bu alanda aktif çalışan , arkadaşım Av.Sahra Düzgün Tuncel’ in aktarımlarına göre; 6284 sayılı Kanun herhangi bir şiddet altındayken , başvurulabilecek bir kanun , yani sadece var olan şiddeti bertaraf etmek değil, gerçekleşmesi muhtemel şiddeti de önlemek kanunun esas amaçlarından birisi.
Üstelik 6284 sayılı kanundan doğan başvuru ve talep hakları için herhangi bir ücret yada harç talep edilmiyor. Şiddete uğrama ihtimalinin varlığı halinde derhal 6284 sayılı Kanun’dan doğan önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması için ilgili başvurular yapılarak yasal destek alınmalıdır.
Ülkemizde son yıllarda öldürülen ve yaşam hakkı ihlal edilen kadınların sayısı oldukça artmışken, toplum olarak bu konuya Maximum seviyede duyarlılık göstermek hepimizin görevi olmalıdır.
Yakın zamanda Emine Bulut’un “Ölmek istemiyorum” kızının ise “Anne lütfen ölme” feryatları ile hepimizin yüreği dağlanmışken , toplum olarak şiddete toleransımız sıfır olmalıdır.
Kadınların yaşam haklarının ihlal edilmediği güzel günler diliyorum...
Yorumlar