Anne Baba Eğitimi Üzerine Mülahazalar
Çocukluğumda, fırıncıların dünyanın en yetenekli insanları olduğunu düşünürdüm. Hamurla yaptıkları o cambazlığı, dakikalarca seyreder, dünyanın en güzel görsel şöleninde gibi hissederdim kendimi. Eve döndüğümde, annemin artan hamur parçalarını gizli bir yere götürüp, fırıncının yaptıklarını yapmaya kalkardım. Çoğunda başarısız olurdum. Bence fırıncının mahareti, belli bir şekli olmayan hamuru, şekli şemaili düzgün mis kokulu bir ekmeğe çevirmesiydi. Aslında anne babalar için çocuklarıyla geçirdiği zamanlar, fırıncının şekilsiz bir hamuru mis kokulu kızarmış bir ekmeğe çevirmesinden farklı değil. Eğer hepimiz aynı yeteneklerle doğmuş olsaydık, bugün ne kızarmış mis kokulu ekmek yerdik; ne de o dil mucizeleri dolu seçkin romanları, hikâyeleri, şiirleri okuyor olurduk.
“Yetenek dediğimiz şey, iyi bir romancıda dil mucizeleriyle dolu bir yapıt; bir fırıncıda mis kokulu bir ekmek.”
Öyleyse biz, her çocuğun kendi özvarlığı ile yetenek ayrımını yapmalıyız; yetenekleri, dünyada sadece bir ya da birkaç kişiye bahşedilmiş bir mucizeymiş gibi algılamamalı ve sadece her çocukta veya bireyde farklı biçimde olabileceği gözüyle çocuklarımızı keşfetmeliyiz. Bu keşfediş yaklaşım biçimimiz, aileye yeni katılan bir bebeğin ilk evrelerinde diğerlerinden farklı özel bir birey olduğu kabulleniş tavrında olmalıdır. Çocuğun tüm evreleri bu yaklaşım ile gözlemlenmeli ve onda var olan özelliklerin birer yetenek olabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca, bu yeteneklerin gelişiminin, tanılanmasından çok daha önemli olduğu bilinmelidir.
Anne babalık süreci de tıpkı çocuğun gelişim evreleri gibidir. Çocuğun her evresi anne babaya yeni bir bilgi ve tecrübe kazandırır. Çocuk büyüdükçe anne babalık da büyür. İlk bebeklik, çocukluk ve gençlik evreleri bir çocuk için aynı olmadığı gibi; bir anne baba için de bu evreleri aynı çocuğunki gibi öğretiler ve deneyimler ile doludur.
Her gün çocuğundaki yeni bir özelliği keşfeden anne baba, hayretler içinde bu gelişimde kendi rolünün önemliliğini yeniden fark eder. Bu hareketlilik, hiç bitmeyen bir dinamizmle anne babayı sürekli kendini geliştirme ve yeni öğretiler-tecrübeler edinmeye sürükler. Bu da ancak sistemli bir ‘’aile eğitimi’’ ile sağlanabilir.
NEDEN AİLE EĞİTİMİ?
Bir çocuğun yeteneklerini ifade süreci ve kişisel gelişimi, bir anne baba için sürekli bir öğrenme gereksinimini de beraberinde getirir. Bu durumda aileyi sistemli bir biçimde eğitime almalı ve ‘’anne baba okulunu’’ hayata geçirmeliyiz. Anne babaların bu süreci hem daha kolay atlatmasını sağlamış oluruz; hem de çocuk için doğru ortamı sağlamış olarak eğitim öğretime ve en önemlisi, çocuğun dünyasına çok daha fazla güzellikler katmış oluruz.
“Aile Eğitimi ” eğitim sistemimizde sistematik bir düzenlemeyle uygulamaya konulmalıdır.
“Anne baba eğitimi ile özellikle vurgulamak isterim ki eğitim öğretim kaynaklı birçok sorunun önüne geçebilir hatta bu sorunları topyekûn ortadan kaldırabiliriz.”
“Çocuklarda yeteneklerin erken keşfi, aile-okul-eğitim ortamlarında tanılanıp – gelişiminin sağlanması, çocuğun sonraki eğitim öğretim hayatı, meslek seçimi – mesleki hayatı, aile- sosyal yaşantısı ve çocuğun yaşamını şekillendirip anlamlandırması “gibi önemli unsurların istendik düzeyde bireylerde var olabilmesi için “ailenin kendisini” eğitimin ana parçalarından biri olarak kabul etmeliyiz.
Aile, okulda; eğitim ortamlarını gözlemleyen, çocuğunun akademik başarısı ile ilgilenen sonuç odaklı bir veli duruşu ile değil; eğitimin okul-öğretmen ve aile üçgeninde şekillendirildiği bir yapıtaşı biçiminde yer almalıdır. Bununla birlikte anne babaların, aile ortamında da çocuğundaki yetenek göstergelerini fark edebilen, yeteneği geliştirebilen, uygun ortamları sağlayarak çocuğunun yetenek gelişimine katkı sunabilecek bir düzeye gelebilmeleri gereklidir. Bunun için eğitim modelimizde sistemli bir aile eğitimi okulu olmalıdır. ‘’Anne baba okulu’’ sistemli bir halde, her anne baba ve hatta anne baba adayı için resmi anlamda ciddi bir planlama ile bir an önce eğitim öğretim sistemimize dâhil edilmelidir.
NEDEN ANNE BABA OKULU?
1.Yetenek Bilinci-Yeteneklerin Erken Keşfi -Gelişimi -Okul Ortamlarına Ailenin Uyumu:
Yeteneklerin erken keşfi, çocuğa gerekli ortamların daha ilk bebeklik çağlarında sağlanması ve ailenin, çocuğu okul ortamlarıyla bu bilinç ve gereksinimleri sağlanmış bir tavırla tanıştırması için; her anne baba adayının ve hâlihazırda anne baba olan bireylerin aile bütünlüğü anlayışı ile koşulları belirlenmiş, sistemli bir biçimde eğitim alması gereklidir.
Bu eğitimi almış bir anne baba, ileriki zaman dilimlerinde aileye katılan çocuğunu veya çocuklarını yetenekleri ile birlikte keşfetmeyi bilecek, gelişimi için gerekli ortamları çocuğa sağlayacak ve çocuğu ile birlikte eğitim öğretim ortamlarına dâhil olduğunda, çocuk için daha ilk evrede 1.basamak doğru yetenek anlayışı sağlanmış olacaktır.
2.Keşfedilen Yeteneklerin okul ortamlarında Akademik Anlamda Gelişimi-Ailenin Yetenekli Çocuklar İçin Programlanan Sistemi Anlaması -Anlamlandırması -Çocuğun Yeteneklerinin Gelişimi ve Uygun Ortamların Sağlanabilmesi İçin çocuğa, Okula Ve Öğretmene Destek Olması:
Anne baba okulunda, yetenekleri tanıma ve çocuğundaki yetenekleri fark etme bilinci hakkında eğitim almış bir aile, çocuğu ile birlikte okul ortamlarına dâhil olduğunda; okulda çocuğuna verilen yetenek bazlı eğitim öğretim modelini zaten bildiği için, konuyu anlamaya çalışmakla geçirilecek zaman, çocuğun yetenek gelişimi için ayrılır.
Bu anlamda, sadece gözlemci veya not-akademik sonuç odaklı yaklaşım yerine, çocuğunun göstermiş olduğu yetenek sonuçlarını ve ürünlerini değerli bulur. Burada gözden kaçırmamamız gereken en önemli şey ise, yeteneğin belirli bir notsal veya puan baremine tâbi tutulmayacağıdır. Çünkü yetenekler, her çocuk için kendi içinde değerlendirilmesi gereken çocuğun kendi özvarlığıdır. Örneğin, dil alanı yetenekli bir çocuk, dilin bütün alt ve üst sekmenleri diyebileceğimiz bütün alanlarının tamamında başarı göstermeyebilir. Ya da akranlarından çok farklı bir düzeyde gelişim seyri gösterebilir. Daha açık bir ifadeyle; çok iyi deneme yazar, ama iyi konuşamaz, çok güzel hikâyeler yazar ama romanda istenilen düzeyi yakalayamaz.
Yukarıda verdiğim Dil yeteneği örneğindeki gibi, her bir alanın alt üst sekmenleri diyebileceğimiz alanlarında bile yetenek farklılıkları gözlemlenebilir. Örneğin çok iyi problem çözme becerisi gösterir, ama -deneysel yetenek gerektiren -bir matematik, fizik, biyoloji konusunu anlamakta veya uygulamakta güçlük çeker. Bu durumda aileler, çocuğu başarısız olarak yaftalamak yerine, onun becerebildiği yetenekler ile ilgilenmelidir. Aslında çocuğumuz yeteneksiz değildir; sadece bizlerin kafasında rutinleştirdiği kalıpsal verilerle yeteneksiz yaftasını yemiştir.
Bu örneklerle vurgulamak istediğim durum, çocukların eğitiminde; ailenin, yeteneği doğru anlamlandırarak, okul öncesinde ve eğitim öğretim sürecinde çocuğuna ve öğretmene doğru bir yaklaşım belirlemesi gerekliliğidir.
Bütün bunların gerçekleşmesi ve çocukların erken evrede yeteneklerinin tespiti ve gelişimi için sistemli bir anne baba okulu şarttır.Çünkü yeteneklerin keşfi ve geliştirilmesi, eğitim öğretimin en önemli hedefidir .
Yorumlar